ISLERİM RAST GİTMİYOR
seyda 1 senedir islerimiz hic rast gitmiyor ne yaparsak ters gidiyor en sonda arabimizi caldilar. ne yapalim isimizin rast gitmesi?
Cevap:
Sevgili Kardeşim
Rızkı veren Alllah'tır. Bir malda nasibiniz yoksa ona ulaşamanız mümkün değildir. Ancak helal mal kazanmak için çaba sarfetmeniz gerekli. Gayret ve çaba sarfettiğiniz halde yeterli mala sahip olamassanız bile asla üzülmeyin, Allah'a şükür edin, Allah'ın nasip ettiği miktara kanaat edin, o zaman rabbim bereket kapılarını açacaktır. Birde hanenize haram lokmanın girmemesine çok dikkat edin. İbadetlerinizden geri kalmayın, azda olsa hayır ve hasanat yapın unutmayın ki sadaka bela ve musibetleri defi eder. Rabbim sizlere helal, bool ve hayırlı bir rızık nasip eylesinn. Amin. Selam ve dua ile
|
| Ekleyen :
Hasret Gök
|
Cevaplayan :Muhammed SEYDAOĞLU
|
|
ALKOL, KUMAR,
hocam ben 20 yillik evliyim ve esimin alkol ve kumar tutkusundan bi türlü vazgeciremedim yillardir sizden ricam bu illetlerden kurtulmasi icin dualar varsa bana göndermeniz simdiden tesekkür ederim allah razi olsun
Cevap:
Sevgili Kardeşim;
Yüce Allah Mâide Sûresi, 90. âyetinde şöyle buyuruyor:
“Ey iman edenler! (Aklı örten) içki (ve benzeri şeyler), kumar, dikili taşlar ve fal okları ancak, şeytan işi birer pisliktir. Onlardan kaçının ki kurtuluşa eresiniz.”
İçki müptelasından kurtulmak için özel bir dua yoktur ancak kişi elini açıp içinden geldiği gibi dua edebilir. Ayrıca içki vb. kötü alışkanlıkları bırakmak tamamıyla irade ve şuur işidir. Bir insan kul olma bilincini anlar ve Allah’ın emir ve yasaklarının mahiyetini ve hikmetini bilirse akıl ve iradesini kullanıp Allah’ın inayetiyle kendisini böylesi büyük günahlardan korur. Bunun için evvela bu kişiye İslami bir şuur vermek gerekir.
İslâm âlimleri dinin gayesini anlatırken, bizzat ayet ve hadislerden istifade ederek şu ana maddeleri tesbit etmişlerdir:
1- Dini muhafaza,
2- Aklı muhafaza,
3- Nefsi muhafaza,
4- Nesli muhafaza,
5- Malı muhafaza.
Şimdi dinin gayeleri noktasından içkiye bakacak olursak, üstte belirtilen her beş temel gayeye de ters düştüğü görülmektedir.
Meselâ alkollü içkiler ve uyuşturucu ve benzeri zararlı maddeleri kullananların önce aklı gider. Akılla beraber o sarhoşluk anında dinide gider. Çünkü Hz. Peygamber Efendimiz (sav), “İnsanı insan yapan aklıdır, aklı olmayanın dini de yoktur” buyurmuşlardır. (Beyhakî, Şuab-ı İman)
Zararlı maddeler kullanıldığında can yani nefis de tehlikeye girer. Bu durumlar cereyan ettiğinde maalesef nesil de manen ve maddeten bozulmaya yüz tutar. Bütün bunlara ilâveten maddî zarar kaçınılmaz bir durum olur. Bu ve benzeri sebeplerden dolayıdır ki, yüce dinimiz alkollü içkiler gibi, diğer zararlı maddelerin de, kullanılmasını, imalâtını ve satışını da yasaklamıştır.
Sevgili Kardeşim
Hidayet Allah’ındır. Allah’tan ümidinizi asla yitirmeyiniz. Diliniz döndükçe Allah’ın yasakladığı bu melanetin dünya ve ahiret zararlarını anlatınız. Gerisini Allah’a bırakınız. Allah her şeyi gören ve işitendir.. Rabbimin inayeti hepimizin üzerine olsun. Selam ve Dua ile
|
| Ekleyen :
aise akkaya
|
Cevaplayan :Muhammed SEYDAOĞLU
|
|
EHLÜL KEŞF
hocam ehlü'l keşf kimlerdir?kerametleri, yeryüzünde var olduğunu biliyorum. yalnız bır ınsana ınkısaf ettikleri zaman bu insanın ruh ve hali nasıldır?
Cevap:
Sevgili Kardeşim;
Ehlü'l Keşf, Allah dostları olan velilere verilen addır. Dolayısıyla “Ehlü'l Keşf” ve “Veli” den irade edilen kişiler aynı kişilerdir. Veli sözlükte dost, arkadaş ve bir işi üstlenen kişi anlamlarına gelmektedir. İslâmi ıstılahta; Allah dostları, Allah'ın sevgili kulları demektir. Bu tarz insanlar keşif ve keramet sahibi olduğu için kendilerine Ehlü'l Keşf’de denilmektedir. Yüce Allah Yunus süresi 62 ve 63’cü ayetlerinde şöyle buyurur:
“Bilesiniz ki, Allah'ın dostlarına hiçbir korku yoktur. Onlar üzülmeyeceklerdir de. Onlar iman etmiş ve Allah'a karşı gelmekten sakınmış olanlardır.”
Hz. Peygamber (sav) ise evliyayı şöyle tarif etmiştir:
"Onlar görüldüğü zaman akla Allah-u Teâlâ gelir. Onların yüzleri nurludur. Onlarla beraber bulunanlar şakı olmazlar"
Veli (evliya), imkân ölçüsünde Allah (cc)`ı ve sıfatlarını tanıyan, O`na itaatte daim olan ve isyandan kaçınan, fakat hiç isyan etmeyen anlamında değil de, tevbe etmedik isyanı bulunmayan; mubah olan lezzet ve şehvetlere dahi düşkünlük göstermeyen, yani bu konuda ihtiyacı olanla yetinip yeme, içme, şehvet vb.ni bir zevk aracı olarak görmeyen kul demektir. (EI-Beycûrî, Serhu-Cevherati`t-Tevhid, 153; Ali el-Kari, Şerhu`l-Fıkhı`1-Ekber,113) Yani "veli" ma`sum değildir. Günah işlemesi ve isyanı mümkün ve muhtemeldir. Ancak bu ihtimal onda diğer insanlara göre asgariye inmiştir. Veli bir hata işlerse hemen tevbe eder. Haram ve isyanda ısrar etmez. Böyle olan insanlar da Allah (cc)`ın bir hediyesi ve avansı olmak üzere bir takım olağanüstü haller görülebilir. Buna da keramet adı verilmektedir. Keramet Allah (cc)`ın veli kullarında görülen, tabiat kanunlarına ve normal hallere aykırı, olağanüstü bir kerem-i ilâhîdir. Evliya, kerametini keyfi olarak değil beklide din için bir delil olarak kullanır. Evliyanın kerameti haktır inkâr edilemez. Örneğin veli bir anda uzak mesafelere varır, ya da oraları görebilir. Buna “tayy-i mekân” denir. Aynı şekilde aynı anda birden çok yerde görülebilir. Buna da “tayy-i zaman” denir. Veli kabirde yatanın kim olduğunu, karşısındakinin ne düşündüğünü bilebilir buna da “keşf-i kubur ve`s-sudur” denilmektedir. Bunların olabileceği aklen mümkün olduğu gibi naklen de mümkündür. Zira böylesi durumları peşinen reddetmek bilime aykırıdır. Geçmişte imkân dâhilinde olmayan birçok şey, bugün gelinen noktada ilmin vasıtasıyla varlıkları kabul edilmiş ve ispatlanmıştır. Her geçen gün -hatta Allah (cc)`a inanmayan insanlarda bile- olağan dışı nice vakıalara rastlanıyor ve bunların bilimsel izahları yapılmaya çalışılıyorken (telepati ve hipnotizma gibi), Allah (cc)`a inandıktan sonra O`nun, dostlarını daha büyük olağan üstünlüklerle ödüllendirmeyeceğini düşünmek gerçek bir aptallık olur. Selam ve Dua ile
|
| Ekleyen :
hatice DEMİR
|
Cevaplayan :Muhammed SEYDAOĞLU
|
|
RÜYA
hocam bir rüya gördüm.gece ay çıkmış.yanında bir ışık war rengi yesil ve sarıya calıor.bu ne ışık die kendme sorduğumda cevap olarak bir ses bana:son ahir zaman bir peygamberi yakında gelecektir diyiyor.ve iki defa tekrarlıyor.rüyamın anlamı sizce nedir?
Cevap:
Sevgili Kardeşim. Rüyanız çok güzel yorumuda açık. Rüyada peygamber olduğu söylenen kişi hakkında zerrei miskal hilaf yani yanlışlık olmaz. Zira hiç birşey peygamber sıfatına giremez. Ahir zaman da olduğumuz zaten kesin. Biz bunu peygamber efendimizin hadıslerinden biliyor ve anlıyoruz. Efendimizin özellikle Veda hutbesinde sıraladığı kıyamet alametlerinin hemen hemen hepsi ortaya çıkmıştır. Yani rüyanızda denildiği gibi kıyamet yakındır. Bunun elli yada yüz yıl sonra olması farketmez zira dünyanın kuruluş tarihine bakıldığında 50 yada 100 yıl uzun bir süre olarak algılanmamalıdır. Rabbim rüyanızı hayırlara vesile etsin. Bizleride iman ile huzuruna vardırsın. Amın. Selam ve Dua ile
|
| Ekleyen :
ece SOYLU
|
Cevaplayan :Muhammed SEYDAOĞLU
|
|
ECELİ MUTLAK, ECELİ MUALLA?
ölüm sebeplerinin çeşitliliği nedeniyle ecelde değişme ve başkalaşma olabilirmi? öldürülen bir şahıs da diğer insanlar gibi eceliylemi ölmüştür? şayet ölen kimse öldüren tarafından öldürülmemiş olsaydı, o anda tabii veya bir başka biçimdemi ölecekti. ömür artar veya eksilir mi? sevgi vede saygilarimla
Cevap:
Sevgili Kardeşim
Sorunuz olabildiğince derin bir mevzuya dayanmaktadır. Sorunuza cevap vermeden evvel ecel konusu hakkında bir açıklama yapmak istiyorum. Akabinde cevabınızı vereceğim. Böylelikle konu daha net bir şekilde anlaşılacaktır.
Ecel ikiye ayrılır.
1: Ecel-i Mübrem (Müsemma) değişmez ecel
2: Ecel-i Muallâk (Kaza) bir şeye bağlı kalabilen ecel
Mübrem Ecel; Allah’ın ilminde, Levh-i Ezelî’de olan, kesin ve değişmez olan eceldir. Yani Allah’ın ilminde var olan veya ilmî hükmün aynısını koruyan şekliyle Levh-i Mahfuz’da yazılan eceldir.
Muallâk Ecel ise; Levh-i Mahfuz’da kesin bir hüküm şeklinde gözüken, ancak şartlara bağlı olarak değişebilenler yanında, değişmeyen hükümleri de ihtiva eden ecel şeklidir. Yani Muallâk Ecel; bazı şartlara bağlı olarak Levh-i Ezelî’nin bir nevi defteri hükmünde olan Levh-i Mahfuz’da mukadder olarak yazılanlardır.
Mübrem yani Müsemma ecel değişmez olduğundan asıldır. Levh-i Mahfuz ve isbatta yazılan Muallâk Ecel yani Ecel-i Kaza ise ona aykırı olamaz. Zira Allah’ın ilminde o şartları gerçekleşip gerçekleşmediği bilgisi ve ilmi mevcuttur. Dolayısıyla, Ecel-i Muallâkın gerçekleşmesi, aynı zamanda Ecel-i Müsemmanın gerçekleştiği anlamına gelir.
Ancak nasıl olsa karnımız doyar diye nasıl ki yediğimizden geri kalmıyorsak, aynı şeklide Allah’ın bildiği olur deyip yapmamız gereken sebeplerden de kaçmamalıyız zira tevekkül demek, görevi Allah’a havale etmek değil, belki kul kendisine düşeni yaptıktan sonra sonucu yani kararı Allah’a bırakması ve ona güvenmesidir.
Resulullah (sav)’e soruldu:
Ya Resulüllah deveyi bağlayıpta mı Allah'a tevekül edeyim? Yoksa salıptamı tevekkül edeyim? Resulüllah (sav): “Onu bağla da öyle tevekkül et” diye buyurmuştur.
Ecel-i Muallâk: Şartlı olan hükümlerin yazılımını gösterir. Hadis-i şerifte “Bazen bela nazil oluyor; gelirken karşısına sadaka çıkar, geri çevirir” (Kenzu’l-Ummal, 5144)
Abdullah bin Ömer’den gelen diğer bir rivayette Efendimiz şöyle buyurmuştur:
“Sadaka verin; hastalarınızı sadaka ile tedavi edin. Muhakkak ki sadaka, gelen hastalıkları geri çevirir. Sadaka aynı zamanda ömrünüzün uzamasına, iyiliklerinizin katlanmasına vesile olur”(Kenzu’l-Ummal, h No: 16113)
Yapmış olduğumuz bu açıklama üzere “Ölüm sebeplerinin çeşitliliği nedeniyle ecelde değişme ve başkalaşma olabilirmi? Öldürülen bir şahıs da diğer insanlar gibi eceliyle mi ölmüştür? Şayet ölen kimse öldüren tarafından öldürülmemiş olsaydı, o anda tabii veya bir başka biçimde mi ölecekti?” sorunuza gelince:
Ehl-i Sünnet vel Cema’at’in görüşüne göre ölüm sebeplerinin çeşitliliği nedeniyle ecelde değişme ve başkalaşma olmaz. Öldürülen bir şahıs da diğer insanlar gibi eceliyle ölmüştür. Yine Ehl-i Sünnet vel Cema’at’in görüşüne göre o kişi öldürülmemiş olsaydı Allah’ın ilminde o kişinin ömründe fazlalık varsa o kişinin ölmemesi yani yaşaması yada başka bir sebepten dolayı ölmesi ihtimal dahilinde olsa bile o kişinin bu sebepten dolayı ölmesinden anlıyoruz ki o kişinin eceli bu saatte dolmuştur. Buna rağmen neden İslam dininde kısas uygulanıyor şeklinde sorulursa şöyle cevap verilir. Kişi öldürmeye teşebbüs suçundan ve kişinin hayatına son vermeye çapa sarf ettiğinden dolayı bu cezaya çarptırılır. (Şerhu Cevheretu’t Tevhid, Sayfa:161)
Ömür artar veya ekisilir mi? Sorusuna gelince yaptığımız açıklamadan da anlaşıldığı gibi Ehl-i Sünnet vel Cema’at’in görüşüne göre ecel birdir ne fazlalaşır nede eksilir dolayısıyla ömürde fazlalaşmaz ve eksilmez. Bazı ibadetler, dualar, sıla-ı rahim vb. gibi şeyler ömrü uzatır şeklinde rivayet edilen bazı hadisler; ömürde bereket olacağı anlamına veya meleklerin sahifelerinde yazdıkları ile Allah’ın ilminde olanın farklı olduğu şekline yorumlanmıştır. Örneğim melekler bu kişinin ömrünün 50 yıl olduğunu yazmışlar ancak Yüce Allah’ın ilminde bu durumun farklı
|
| Ekleyen :
ibrahim kocabey
|
Cevaplayan :Muhammed SEYDAOĞLU
|
|
BÜYÜK ALİM
selamün aleyküm hocam sorum: büyük bir alim ve şeyhte bulunması gereken güzel vasıflar nelerdir? büyük günahlar işlemiş biri tövbe ederse o kişi alimlik, şeyhlik mertebesine yükselebilir mi?
Cevap:
Hz. Peygamber (s.a.v.) “Günahından tövbe eden kimse, hiç günah işlememiş gibidir,” (İbni Mace, Sünen, c.2, s. 1420) buyuruyor. İşlenilen günahlardan dolayı edilecek tövbede, dil ile istiğfarda bulunmak, kalb ile pişmanlık duymak, günah işlemeyi bırakmak ve o günaha bir daha dönmemeye azmetmek gerekir. Unutulmamalı ki peygamberler dışında hiçbir beni âdem masum değildir. Ancak tövbe kapısı her zaman açıktır ve buyrulduğu gibi “tövbe eden kimse, hiç günah işlememiş gibi olur.” Dolayısıyla akaid kitaplarımızın da buyurduğu gibi Allah dostları olan veliler, âlimler, meşayıhler masiyet yani günah işleyebilir ancak Allah onlara mutlaka nesuh yani samimi ve gerçek tövbe nasip eder. “Büyük bir alim ve şeyhte bulunması gereken güzel vasıflar nelerdir?” ve birde cevaplamış olduğum “Büyük günahlar işlemiş biri tövbe ederse o kişi alimlik, şeyhlik mertebesine yükselebilir mi?” sorunuza daha açıklık gelmesi için size Akaid kitaplarımızdan meşhur alim İbrahim el Beycuri’nin yazmış olduğu “Şerhu Cevheretu’t Tevhid” kitabından kaynak göstermek istiyorum. Derki: “Allah dostları veliler kimlerdir? Veliler Allah’ı ve sıfatlarını imkân dâhilinde bilir, Allah’a ibadet ve itaatte süreklilik arz eder, tövbesiz hiçbir günah işlemez. Ama bu günah işlemez anlamına gelmemelidir zira Allah dostları olan veliler masum yani günahsız değillerdir.” Şerhu Cevheretu’t Tevhid Sayfa 153
|
| Ekleyen :
cihat aslan
|
Cevaplayan :Muhammed SEYDAOĞLU
|
|
KALP KIRMAK VE KUL HAKKI
biri benim kalbimi çok kırdı ve ben ona sana helal etmiyorum dedim umursamadı
Cevap:
Sevgili Kardeşimm. Peygamber Efendimiz (sav) bir gün Kâbe’ye bakarken şöyle demiştir:
“Kuşkusuz Allah seni çok şerefli, çok mükerrem/ hürmetli, çok azametli kılmıştır; fakat mümin senden daha hürmetli/daha saygı değerdir.” (İbn Mace, Fiten,2; Mecmau’z-zevaid, 1/81). Bu hadisin açık anlamı şudur: “Kalp kırmak Kabe’yi yıkmak gibidir" Özetle şunu derim: Kalbinizi kıran kardeşimizi Allah affetsinn, sizde Allah rızası için onu affedinnn. Selam ve Dua ile
|
| Ekleyen :
zeynep
|
Cevaplayan :Muhammed SEYDAOĞLU
|
|
|